Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler tellal iken develer berber iken küçücük bir balıkçı adası varmış…
    Bu masal, küçük , volkanik bir balıkçı adasının hayale yol alış hikayesidir.

    Muhteşem doğası ile, küçücük bir ada ülkesi olan İzlanda’nın tarihi Norveçlerden gelen Vikinglere kadar uzanmaktadır. İzlanda’nın tarihi boyunca yavaş akan bir zamanı vardı. Oysaki 2000li yıllara geldiğimizde bu küçücük ada sakini halk için yaşam hızlı akmaya başladı.Bu küçücük ülke için zaman nasıl da hızlanmıştı?

    2003 yılında İzlanda’nın 3 büyük bankasının varlıkları birkaç milyar usd ve neredeyse ülkenin GSMH’sının tamamına denkti.Ancak sonra ne olduysa oldu ve biranda ülkede hızlı bir değişim başladı.2006 yılına gelindiğinde Bankacılık varlıkları 140 milyar usdye ulaşmıştı.Bu kadar kısa sürede bu kadar büyük bir değişim için ülkede ne olmuştu?Petrol mü çıkmıştı yoksa balıkçılık dışında ihraç ettiği neredeyse başka ürünü olmayan ülke yeni bir ürünün ihracına mı başlamıştı?140 milyar usd ülkenin GSMH ile karşılaştırılamayacak kadar büyüktü.

    Bu hızlı değişimin, 2003 ile 2006 yılları arasında bankaların hissesenedi alımı ve gayrimenkul alım için yoğun bir şekilde kredi vermesi ile başladığı söylenebilir.Aynı dönemde ABD borsasının değeri ikiye katlanırken İzlanda borsasının değeri tamı tamına 9 katına çıkmıştı.Gayrimenkul fiyatları ise 3 katına yükselmişti.Ülkede herkes biranda başdöndürücü bir hızda zenginleşmişti. Evlerinin değeri artmış, kredilerle lüks otomobiller almışlardı.
    En büyük geçim kaynağı olan balıkçılık olan İzlanda halkının artık en büyük merakı finans olmuştu.Üniversitede balıkçılık ekonomisi yerine öğrenciler para ekonomisi bölümüne ragbet gösteriyordu.Mühendislik fakülteleri finansal mühendislik eğitimi verir hale gelmişti.Oysaki finans eğitimi verecek eğitmen veya ülkenin kendine ait bir para birim ne yazık ki bulunmuyordu.

    Bütün bu başdöndürücü, hızlı gelişmelerden sonra Ekim 2008’e gelindiğinde ise İzlanda son düzlüğe gelmiş, iflas etmiş durumdaydı.Ülkenin 3 büyük bankası batmış , 300.000 İzlanda vatandaşı batan bankacılık sektörünün 100 milyar usdlik zararının yükünü sırtlanmıştı.GSYİH’larının %850si kadar büyük bir borç yüküne sahipti ülke.

   Ülkenin zenginliği gibi görünen gayrimenkuller, arabalar ödünç paralarla satın alınmıştı.Ekim 2008’te ne olmuştu da ülke bu sona ulaşmıştı?Bütün o kredilerin geri ödenmesi gereken yen ve İsviçre frangi kron çökünce birkaç kat pahalı hale gelmişti.Borçlar ödenemez bir hale gelmişti.Bu likidite krizinin pimini çeken gelişmeydi.

    Ülke, yalancı büyüme dönemi boyunca borç yükü ile vucuduna bomba bağlanmış ve onunla yaşayan bir kişi gibiydi.Bombanın piminin çekilmesiyle bankalar batmış ve bütün o sanal zenginlik sular altına gömülmüştü.Tüm ekonomi çökmüştü….Ülkeye derin bir sessizlik hakimdi.

    Bütün o büyüme döneminde İzlandalı halkının ABD finans dünyası ile ilgili bildiği tek şey varlık fiyatları artarken borçlarak varlık alımlarını arttırmalarıydı.Bütün bu süreçte bunu ekonomi politikası olarak uyguladılar.Kredi çekip birden çok gayrimenkul aldılar.Nasıl olsa gayrimenkul fiyatları hızla artıyordu.1900lü yılların Avrupa’nın fakir ülkesi İzlanda çok kısa sürede (haketmediği) bir zenginliğe kavuşmuştu.Yatırım bankacılığının popüler hale gelmesi ile balıkçı olan banka müşterileri dövizde ‘hedge’ ile kazanç elde etmeye çalışmışlardı.Bu kez bilmedikleri sularda kazanç elde etmeye çalışıyorlardı.Oysaki o ürünleri kendilerine sunan yatırım bankacıları da aslında balıkçılık eğitimi almış kişilerdi.Ne ürünü alan tam olarak ne aldığının farkındaydı ne de ürünü satan.Her iki taraf da kendilerine sunulan dünyada bilmedikleri sularda yol alıyorlardı.Bu sefer aradıkları balık değildi….

    Ülke bir hedge fon haline gelmiş, büyümüş , büyümüştü. Sonunda ise kaçınılmaz sona gelinmişti.Bombanın pimini neyin veya kimin çektiğinin önemi yoktu.Önemli olan bütün o yalanların gün yüzüne çıkmasıydı.Ne derler ‘Gerçeklerin günyüzüne çıkma gibi bir huyu vardır.’ Gerçekler , gün yüzüne acı bir şekilde çıkmıştı.

    Balıkçı adasının, hayale yol alış hikayesi ise bu gerçeklerle sulara gömülmüştü.

Masalımız, onlar eremeden muratlarına biz çıkalım kendi hayale yol alış hikayemize………Gökten üç elma düşmüş.Birisi İzlandalıların başına, birisi okuyanların başına, birisi borç yükü ile büyümeye çalışan, ders almayanların başına………

Ponçik:Geçmişte yaşanan, finansal ürünlerin fiyatlarındaki artışlarda, borsalarda yaşanan fiyat artışlarınki balonların yanısıra artık ülke ekonomilerinin hızlı büyüme hızları ile balon haline geldiği bir iklim başlamıştır.Adına finansal terörizm, sermaye hareketi ne denirse densin ülkeler hedge fon haline gelip borçla büyüyen sonrasında iflasa kadar uzanan bir yapı oluşmuştur. Eskiden sadece savaşlar, doğal afetler nedeniyle ekonomik darboğaza düşen ülkeler artık çok kısa sürelerde finansal sistem yoluyla da iflasa sürüklenebilecek kadar savunmasızdır.
İzlanda’nın hikayesini Mıcheal Lewıs’ın Bumerang kitabından okuyabilirsiniz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.