Bankalar, normal koşullarda, açtıkları kredileri vadesi geldiğinde faiziyle birlikte tahsil ederler. Bu durumda ortalama maliyetleri ile açtıkları kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri arasındaki fark bankaların brüt kazancını oluşturur. Buna karşılık bankalar açtıkları kredilerin bir bölümünü çeşitli nedenlerle zamanında tahsil edemezler.
Bankalar, açtıkları kredinin belirli sürelerde ödenmemesi halinde bunları önce idari takibe, sonra yasal takibe alarak izlemeye devam ederler ve bir yandan da bu kredinin teminatını nakde çevirmeye yönelirler. Eğer teminatı nakde çevirerek alacağın tamamını tahsil etmişlerse ortaya bir zarar çıkmaz. Buna karşılık teminatın nakde çevrilmesine karşın alacaklarının tamamını karşılayamazlarsa o zaman ortaya bir zarar çıkar. Banka bunu zarar olarak yazar. Diyelim ki 100.000 TL tutarında ve karşılığında aynı değerde olduğu belirlenmiş olan bir teminat verilerek alınmış 1 yıl vadeli bir kredi söz konusu olsun. 1 yıllık sürenin sonunda krediyi alan borcunu ödememişse banka 90 günlük süre içinde bu alacağı idari takip yöntemiyle izlemeye başlar ve borçluyla görüşerek alacağı tahsile çalışır. Eğer bu süre içinde bu alacağın tahsili mümkün olmazsa banka bu kez yasal takibe başlayarak bir yandan teminatı paraya çevirmeye çalışır bir yandan da borçluya gerekli yaptırımları uygulamaya başlar.
Banka, bir kredinin beş aşamalı takip sürecinde ilk iki aşama geçilip de üçüncü aşamaya gelinince yani kredi donuk kredi niteliğine bürününce, bu alacağa yüzde 20 oranında karşılık ayırmak zorundadır. Karşılık miktarları dördüncü aşamada yüzde 50 ve beşinci aşamada yüzde 100’e yani alacağın tamamına ulaşır. Böylece banka 100.000 TL zarar yazmış olur.
Bu aşamadan sonra banka eğer bu alacağın takibiyle daha fazla uğraşmak istemiyorsa bunu varlık yönetim şirketine satabilir. Diyelim ki bu 100.000 TL’lik alacağını teminatıyla birlikte varlık yönetim şirketine 25.000 TL’ye satmış olsun. Bu durumda bu 25.000 TL’yi kâr olarak yazar ve bu işlemden zararı 75.000 TL’ye düşmüş olur.   
 
Bu durumda söz konusu 75.000 TL, bankanın özkaynaklarının azalması anlamına gelir. Bankaların yapacakları işlemlerin çoğu özkaynaklarıyla ilişkilendirildiği için zarar yani özkaynak azalması ciddi sorunlar yaratır. Bankaların üstlenebileceği riskler sermaye yeterliliği rasyosunda özkaynaklar ile sınırlandırılmış olduğu için özkaynaklardaki azalma, açılabilecek kredilerin de azalması anlamına gelir.
Bankalarda sermaye yeterliliği rasyosu şöyle hesaplanıyor:
Sermaye Yeterliliği Rasyosu = Özsermaye / [Riskli Varlıklar + (Piyasa Riskleri + Operasyonel Riskler) * 12,5]
Basel II ile getirilen standart sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 8 olmakla birlikte BDDK bunu Türkiye için yüzde 12 olarak uygulatmaktadır.
Varlık Yönetim Şirketleri
Varlık yönetim şirketleri; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bankalar ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacına yönelik olarak faaliyet göstermek üzere kurulan şirketlerdir. Varlık yönetim şirketleri, uygulamada, bankalar ve diğer mali kuruluşlardan bu kuruluşların tahsil edemedikleri alacaklarını toplu olarak satın almaktadırlar. Bu satın alma işlemi sonucunda bankaların aktifinde yer alan sorunlu alacaklar varlık yönetim şirketlerine geçmekte, bu şirketler de tahsilat alanındaki uzmanlıklarını kullanarak sorunlu alacakları tahsil etmeye çalışmaktadırlar.
Varlık yönetim şirketleri, bankalardan satın aldıkları borçların takibinde borçluları önce ikna etme yolunu denemekte eğer bunda başarılı olamazlarsa hukuki yola geçmektedirler.
Faktoringden Farkı
Faktoring; firmaların mal ve hizmet satışlarından doğmuş veya doğacak vadeli, fatura veya fatura yerine geçen çek ve senet gibi bir belgeye dayanan alacaklarının faktoring şirketi tarafından temlik alınması yoluyla, finansman, garanti ve tahsilat hizmetlerinin sunulduğu bir finansal üründür. Burada bir şirket belgeli bir alacağını bir faktoring şirketine belirli bir bedelle satıp devretmiş olmaktadır.
Bir şirketin bir başka şirkete sattığı bir mal dolayısıyla 6 ay sonra ödenecek 50.000 TL belgeli alacağı olduğunu düşünelim. Bu şirket bu alacağını 42.000 TL’ye bir faktoring şirketine satıp bu bedeli alarak alacağını belirli bir indirime razı olarak peşin tahsil etmeyi tercih edebilir. Bu durumda faktoring şirketi vade sonunda elindeki belge ile borçlu şirkete gidip 50.000 TL’yi ondan tahsil edecektir.  
Görüldüğü gibi varlık yönetim şirketi vadesi geçip sorunlu hale gelmiş alacakları satın almakta, faktoring şirketi ise henüz vadesi gelmemiş, dolayısıyla sorunlu hale gelmemiş alacakları, daha düşük bedel ödeyerek devir almaktadır.  
Ek Tablolar: Milyon TL olarak okunmalı
Takipteki Alacaklar
2012
2013
2014
2015
2016
Sektör
     23.408
       29.622
       36.426
        47.541
        57.880
Kalkınma ve Yatırım Bankaları
          299
           425
           481
            479
             602
Katılım Bankaları
       1.515
         2.261
         3.190
         4.335
          3.175
Mevduat-Kamu Bankaları
       6.789
         8.251
       10.449
        12.024
        15.770
Mevduat-Yabancı Bankalar
       5.481
         6.734
         7.467
        14.936
        17.287
Mevduat-Yerli Özel Bankalar
       9.325
       11.950
       14.838
        15.766
        21.046
 
Tahsili Gecikmiş Alacak Satışı
Ticari Anapara
Bireysel Anapara
Toplam Anapara
 
2008
1.156
612
1.768
2009
513
487
999
2010
1.626
1.343
2.968
2011
896
1.429
2.325
2012
1.635
1.608
3.242
2013
1.314
1.789
3.103
2014
2.516
3.595
6.111
2015
825
1.262
2.086
2016
3.068
3.450
6.518
TOPLAM
13.547
15.573
29.121

http://www.mahfiegilmez.com/2017/01/bankalar-tahsil-edemedikleri-alacaklarn.html

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.