TL Son Günlerde Niçin Değer Kazandı?
Soru şu: “Ne oldu da iki gün içinde TL, yabancı paralara karşı değer kazandı?” Temelde üç şey oldu. İlki dış piyasalarla ilgili bir gelişme. Dışarıda gelişmekte olan ekonomilere ilgi artışında yeni bir dalga oluştu. Bunun sonucunda gelişmekte olan ülke paraları, o arada TL, rezerv paralara karşı değer kazandı. Diğer ikisi içeriyle ilgili gelişmelere dayanıyor. İlk olarak Cumhurbaşkanı’nın bazı işadamlarını kastederek “dışarıya varlık çıkarıyorlar, bunun önlenmesi lazım” yolundaki açıklaması gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların kafasını karıştırdı ve Türkiye’nin kambiyo kısıtlamalarına gidip gitmeyeceği tartışması çıktı. Bu karışıklık mesela USD / TL kurunun 2,5 puan yükselmesine yol açtı. Ertesi gün gerek Cumhurbaşkanı gerekse diğer hükümet yetkilileri bunun kastedilmediğini, kambiyo kontrolünün düşünülmediğini açıklayınca kurda düzeltme yaşandı. İkinci gelişme enflasyonla ilgiliydi. Açıklanan 12 aylık manşet enflasyon yüzde 12,98, çekirdek enflasyon da yüzde 12,08 olunca gerek dış gerekse iç piyasalarda Merkez Bankası’nın faiz artırımına gideceği beklentisi doğdu. Bu beklentiyle yüksek kurdan döviz satarak TL’ye dönüş eğilimi hızlanınca TL değer kazanmaya başladı ve kur hızla geriledi. Eldeki bilgiler bunlar. Şimdi de eldeki verileri bir tabloya dökerek inceleyelim.
Gösterge
31.12.2016
5.12.2017
Fark (%)
Manşet Enflasyon (TÜFE)
8,53
12,98
52,17
Yİ – ÜFE
9,94
17,30
74,04
Çekirdek Enflasyon (C endeksi)
7,48
12,08
61,50
Gösterge Faiz
10,63
13,51
27,09
Merkez Bankası Faizi
8,31
12,25
47,41
USD / TL Kuru
3,53
3,86
9,34
Euro / TL Kuru
3,72
4,59
23,39
Sepet Kur
3,62
4,23
16,85
Tablodaki verilere göre hangi ölçüye bakarsak bakalım enflasyon geçen yılsonuna göre yüzde 52 ile 74 arasında artmış. Buna karşılık tek görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu yasasında yazılı olan ve bunu her fırsatta vurgulayan Merkez Bankası, istikrarı sağlamakta en önemli silahı olan faizini yüzde 48 dolayında artırmış.
Merkez Bankası Faiz Artırımı Yapacak mı?
Şimdi gözler Merkez Bankası’nın 14 Aralık tarihinde yapacağı Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş bulunuyor. Ondan hemen önce de Fed Açık Piyasa Komitesi bu yılın son toplantısını yaparak faiz artırıp artırmayacağını karara bağlayacak.
Şimdi yukarıdaki bilgiler ve veriler çerçevesinde bir durum değerlendirmesi yapalım. Merkez Bankası faizi artırır mı? Siyasal etkileri bir yana bırakırsak burada Merkez Bankası’nın iki farklı etki altında kalacağını düşünüyorum. İlki enflasyonun ve özellikle çekirdek enflasyonun yüksekliğidir. Bunun faizi artırma kararı yönünde etkili olacağını düşünüyorum. İkincisi son günlerde TL’nin yabancı paralara karşı değer kazanmasının Merkez Bankası üzerinde faiz artırmaya gerek kalmadığı biçiminde baskılar oluşmasına yol açması olasılığıdır. Bunlardan hangisinin etkili olacağını bilemem. Bu durumda benim iktisatçı olarak yanıtlamam gereken soru farklı bir soru oluyor: Merkez Bankası faiz artışı yapmalı mı?
Benim bu soruya yanıtım yapmalı şeklindedir. Çünkü yürütülen yanlış ekonomi politikası başkaca bir şey yaparak gelinen noktadan öteye gitme imkânı bırakmamış bulunuyor. Yanlışlık her şeyden önce ekonomi politikasının iki alt politikası olan para politikası ve maliye politikasının farklı yönlere hareketlendirilmesinden kaynaklanıyor. Yılbaşından bu yana para politikası kısmen sıkı olmasına karşılık maliye politikası gevşek bir görünüm sergiliyor. Oysa geçmiş yıllarda maliye politikası sıkı, para politikası ise kısmen gevşek idi.
Yabancı Yatırımcı Türkiye’de Çok Para Kazanıyor
Kurlardaki yükselişin Türkiye’de enflasyonu yükselteceğini tahmin eden yabancı yatırımcı, 1 Aralık Cuma günü Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından hemen sonra kurların daha da yükseleceğini ama bu durumun bir başka konuşmayla düzeleceğini düşünmüş ve o gün Türkiye’ye 1.000.000 USD getirip 3,93’lük USD/TL kuruyla bozdurmuşsa eline 1.000.000 x 3,93 =) 3.930.000 TL geçer. Bu parayı banka kasasında bile saklasa ve bugün tekrar 3,86’lık USD / TL kuruyla Dolar satın alsa 1.018.135 Doları olur. 3 günde Dolar bazında yüzde 1,8 kazanç. Diyelim ki bu yabancı parasını alıp gitmedi ve Merkez Bankası’nın faiz artıracağını tahmin ederek 14 Aralık tarihini beklemeye karar verdi. Merkez Bankası 14 Aralık’ta faizi artırırsa kurlar biraz daha düşecek ve bu kazanç daha da artacak.
Bir ekonomi finansal kaynak arayışında kurtlar sofrasına düşerse durumu budur. Osmanlı İmparatorluğu 1854’de Kırım savaşını finanse etmek üzere ilk dış borçlanmasını yaptığında kurtlar sofrasına düşmüştü. Sonrasında açık sofraya meze oldu. Bugün Türkiye Cumhuriyeti de aşağı yukarı aynı konuma doğru ilerliyor.
Faizi Artırmak Çözüm müdür?
Faizi artırmak kısa vadede çözümdür. Ama faiz artışından uzun vadeli çözüm beklemek son derecede yanlıştır. O nedenle Merkez Bankası çaresiz olarak bir kez daha faizi artırdıktan sonra Hükümet her türlü işi gücü meşgaleyi bırakıp yapısal reformlara girişmeli ve uzun vadeli çözümün peşine düşmelidir. Bu alanda atılması gereken ilk adım hukuk reformu adımı olmak zorundadır. Hukukun ve bağımsız yargının egemen olmadığı bir ülkede ne yaparsak yapalım riskleri düşüremeyiz. Riskleri düşürmeye hukuk reformuyla başlarken bir yandan da başkalarıyla kavga etmeyi ve sürekli konuşmayı bırakmak zorundayız. Bu ülkede riskleri düşürmenin temel yollarından birisi az konuşmaktır.
 
Riskleri düşüremezsek kurları düşüremeyiz. Kurları düşüremezsek enflasyonu düşüremeyiz. Enflasyonu düşüremezsek faizleri de düşüremeyiz. Durum bu kadar açık ve bu kadar basittir.   
http://www.mahfiegilmez.com/2017/12/tl-nicin-deger-kazand-merkez-bankas.html
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.