Dolar bütün dünyada değer kazanıyor. Faizler yükseliyor. TL’de siyasi ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle en kırılgan para birimi olmaya devam ediyor. Kurun bu seviyelere gelmesi üzücü. Hele ki Merkez Bankası’nın faiz artırdığı bir günde... 05 Kasım 2016’da yazdığım Dolar 3.20 de görür, 3.50 de, 3.75 de başlıklı yazımda kur 3.10 seviyesindeydi. Yaklaşık 3 haftalık süreçte TL yüzde 10 değer kaybetti. Evet dolardaki hareket küresel kaynaklı ancak içeride yaşanan gelişmeler o kadar fazla ki Merkez Bankası’nın aldığı radikal faiz artırım kararı bile TL’deki değer kaybının önüne geçemedi.

Trump’ın Başkanlığından en çok etkilenecek para birimi olan Meksika Pesosunda bile TL’den daha az değer kaybetmiş. Kasım ayında TL yüzde 10.82 ile gelişmekte olan ülkeler arasında en çok değer kaybeden para birimi olurken, Peso yüzde 9.80 ile onu izledi. Bu iki ülkeyi ise yüzde 7.15 ile Brezilya Real’i, yüzde 6.33 ile Malezya Ringgit’i ve yüzde 5.57 ile Güney Afrika Randı izledi.

TL’deki değer kaybının önlenmesi için politik tarafta tansiyonun düşmesi gerekiyor. Nitekim Merkez Bankası kararı sonrası değer kazanan TL, Avrupa Parlamentosunun Türkiye ile ilgili müzakereleri geçici olarak durdurduğu haberi ile yeni rekor seviyeye yükseldi. Döviz borcu olan şirketler zor durumda. Kurdaki yükseliş ile birlikte girdi maliyetlerinde ve ithal ürün fiyatlarında görülecek artışın enflasyonda yükseliş yaratacağı açık.

Peki Dolar Ne Olacak? Bugünlerde herkesin en çok merak ettiği soru bu sanırım. Doların dünyada değer kazanmasının temel sebebinin, Trump’ın yapacağı altyapı yatırımları ve vergi indirimlerinin enflasyon ve büyümeye yapacağı olumlu katkı olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte FED’in faiz artışlarına hız vereceği beklentisini doların momentumunu daha da artırıyor.

FED’in Aralık ayında faiz artış ihtimalleri %95 seviyesinde. Yani neredeyse kesin. Asıl önemli olan 2017 projeksiyonlarında kaç faiz artışı öngördükleri olacak. Fed’in 2017 yılında faiz artışlarına hız vermesi doların bütün dünyada güçlenmeye devam edeceği anlamına gelecek.

Kur tarafında 3.35 seviyesinin kısa vadede güçlü olduğunu görüyoruz. 3.38 ise kanalın alt bandı. Bu seviyenin üzerinde kapanışların devam etmesi ile kanalın üst bandı olan 3.50 seviyesi görülebilir.

Endeks tarafında ise kur ve faizlerin baskısını hissediyoruz. Faizler tüm dünyada yükseliyor.

Gösterge tahvil faizleri neredeyse %11’e dayandı. Faizler 2013 yılından bu yana %7.5-11 arasında hareket ediyor. Faizlerin %11’in üzerine çıkması borsa ve ekonomide sıkıntılı bir süreci beraberinde getirebilir.

Dolar ve faizlerdeki yükseliş BİST üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek gibi duruyor. Endeks çarpanlarına göre ucuz durumda ve bu kadar düşük seviyede olması alım fırsatı olarak düşünülüyor. 2008 yılından gelen yükseliş trendinin desteği olan 73 bin 600 üzerinde kaldığımız sürece doğru. Ancak BİST Mayıs 2013’ten bu yana yeni zirve yapamıyor. Mayıs 2013’te 93 bin ile zirve yapan BİST, Ocak 2015’te 91 bin 800, Nisan 2014’te ise 86 bin 900 seviyelerini gördü. Temmuz ayından bu yana ise 80 binin üzerinde kalıcılık sağlanamıyor.

Endekste 76 bin 100 üzerinde haftalık kapanışlar görmediğimiz sürece yükselişler satış fırsatı olarak değerlendirilebilir. 73 bin 600 seviyesinin altındaki kapanışlar ise bizi önce 70 bin sonrasında ise 65-66 bin bölgesine götürebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.